Показват се публикациите с етикет turkiye. Показване на всички публикации
Показват се публикациите с етикет turkiye. Показване на всички публикации

Türkiye gözaltında ölen eylemci için özür diledi

>> четвъртък, 16 октомври 2008 г.

15/10/2008

Türkiye adalet bakanı, solcu bir eylemcinin iddialara göre gözaltında işkenceden ölmesi sonrasında 19 cezaevi çalışanının görevden alındığını söyledi.

(The Guardian, Zaman - 15/10/08; AP, Reuters, DPA, BBC, Hürriyet - 14/10/08; Uluslararası Af Örgütü - 10/10/08)

photo

Türkiye Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, hükümetin geçtiğimiz hafta Engin Ceber'in dayaktan ölmesiyle ilgili olarak 19 yetkilinin kızağa alındığını söyledi.

Türkiye adalet bakanı 14 Ekim Salı günü eşi görülmemiş bir hareket yaparak, yetkililerin tutuklanması sonrasında işkence gördüğünü iddia ettikleri siyasi bir eylemcinin geçtiğimiz günlerde ölümünden ötürü özür diledi. Bakan, bugüne kadar 19 kişinin görevden alındığını söyledi.

29 yaşındaki Engin Ceber, bir yıl önce 17 yaşındaki Ferhat Gerçek'i vurarak felç olmasına yol açan polis memurlarının cezalandırılmamasını protesto etmek amacıyla 28 Eylül'de İstanbul'da düzenlenen gösteride tutuklanan dört solcudan biriydi.

Ceber Cumartesi gecesi beyin kanamasından hastanede yaşamını yitirdi. İnsan hakları örgütleri polis ve cezaevi çalışanlarının Ceber'i sürekli olarak dövdüklerini ileri sürdüler.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Salı günü yaptığı açıklamada, sürmekte olan soruşturmanın Ceber'in gözaltında bulunduğu süre içinde "kötü muamele" gördüğü yönündeki iddiaları doğruladığını söyledi.

Ankara'da yaptığı konuşmada Şahin, "Ailesinden ve akrabalarından hükümetin adına özür diliyorum." diyerek şöyle devam etti: "Olayda sorumlu olan herkesi bulma çabalarımızı sürdürüyoruz."

Soruşturma genişledikçe, kızağa alınan çalışan sayısının artabileceğini de belirten Şahin, yeni bir işkence olayının ülkenin itibarını zedelemiş olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Ancak Ceber özür dilemenin oğlunu geri getirmeyeceğini söyledi ve onun ölümünden sorumlu herkesin adalet huzuruna çıkarılması konusunda ısrar etti.

Ali Ceber Türkiye'de İngilizce yayınlanan Zaman gazetesinin aktardığı sözlerinde, "Engin'in katillerinin en kısa zamanda cezalandırılmasını istiyorum." diyerek şöyle devam etti: "Devlet güvenlik görevlilerini kızağa çekmek hiçbir şeyi çözmez. Çok yakında görevlerine geri dönecekler."

İnsan hakları örgütlerinin sert eleştirileri ve Türkiye'nin bir gün katılmayı umut ettiği AB'den gelen baskılar sonucunda Ankara, yıllarca önce işkence ve kötü muameleye "sıfır tolerans" politikası uygulayacağını duyurmuştu.

Türkiye İnsan Hakları derneği tarafından yakın tarihte yayınlanan verilere dayanarak verdiği haberde Zaman, geçen yıl şikayet sayısının 1.202'den 678'e düştüğünü bildiriyor.

Ancak insan hakları örgütleri Türkiye'nin daha fazlasını yapması gerektiği konusunda ısrar ediyorlar.

Uluslararası Af Örgütü Cumartesi günü yaptığı açıklamada, "Engin Ceber'in ölümü, işlence ve kötü muamelenin Türkiye hapishanelerinde hala yaşanmakta olduğunun bir kanıtıdır." dedi. Türk hak savunucu dernekleri de Şahin'e şüpheli saldırganlara karşı harekete geçmekte geç kalmadığı için övgüde bulundular.

MAZLUM-DER başkanı Ömer Faruk Gergenlioğlu, "Ceber'e işkence etmekle suçlanan yetkilileri kızağa alma kararının, hükümetin verdiği sözleri gerçekleştirmede yeni bir başlangıç yapacağına dair umutları yeniden canlandıracağına inanıyorum." dedi.

Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri konuyu meclis gündemine aldırdı ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın istifasını istedi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Washington'a göre Türkiye'nin krizden çıkışının anahtarı AB süreci

>> събота, 19 юли 2008 г.

18/07/2008

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley AB üyeliğine ilişkin reformların sürdürülmesinin Türkiye'nin istikrar ve diplomasisini güçlendireceğini söyledi.

Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi -- 18/07/08

photo

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley 18 Temmuz Cuma günü yaptığı açıklamada, "ABD ve Türkiye güçlü bir stratejik ortaklığa sahiptir. Bu ortaklığı devam ettirmek ve daha da güçlendirmek istiyoruz." dedi. [Getty Images]

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley, İran ve Irak konusundaki yoğun bir diplomasi trafiğiyle aynı döneme denk gelen derinleşen bir krizin ortasında 18 Temmuz Cuma günü Türkiye'yi ziyaret etti.

Ziyaretinde Hadley, Türkiye'nin istikrarının önemini vurguladı ve son birkaç yıldır elde edilen demokratik başarılara övgüde bulundu. Türkiye'yi siyasi ve ekonomik reformları sürdürmeye çağıran yetkili, ülkenin AB üyelik hedefine destek de verdi.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi sonrasında konuşan Hadley, "Bu reformlar Türkiye'yi daha güçlü ve daha müreffeh hale getirecektir ... ABD Türkiye'nin AB üyeliğini güçlü şekilde desteklemektedir." dedi.

Türkiye on yıllardır yaşadığı en kötü siyasi kriz içinde bulunuyor ve pek çok analist krizin kötüleşmesinden AB'nin Türkiye'ye yönelik politikasını sorumlu tutuyor.

Financial Times gazetesinin bu haftaki baş yazısı," Kriz ... [AB'nin] Ankara'nın üyelik hedefini olumlu şekilde idare etmedeki üzüntü verici başarısızlığına yönelik bir suçlamadır." diyerek şöyle devam ediyor: "Birlik Türkiye'ye net bir koşul listesi ve takvim vermiş olsaydı, hem generaller hem de AKP enerjilerini türbana değil üyeliğe odaklayabilirdi."

Erdoğan'ın İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) savcılığın Anayasa Mahkemesi'nde devletin laik-demokratik karakterini baltaladığı iddiasıyla açtıkları kapatma davasıyla mücadele ediyor. Bu arada bir grup emekli Türk askeri ve radikal milliyetçi de AKP hükümetini devirme planı yapmakla suçlanıyor.

Hem laik liberaller hem de İslamcı kökenli muhafazakarlar arasındaki güven krizi Kıbrıs sorunu ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyelik sürecini hemen hemen durduran muhalefeti sonrasında derinleşti. Analistler, bu güç savaşının iç istikrarı tehlikeye atıp Irak'ı yatıştırma ve İran ile olan nükleer krizini çözme çabalarını suya düşürmesinden korkuyorlar.

Straejik konulara dönen Hadley, Washington ile Ankara rasındaki işbirliğini daha da ilerletme konusundaki istekliliğini dile getirdi. "ABD ve Türkiye güçlü bir stratejik ortaklığa sahiptir." diyen yetkili şöyle devam etti: "Bu ortaklığı devam ettirmek ve daha da güçlendirmek istiyoruz."

Hadley Irak'taki son gelişmelerle komşu ülkede güvenlik ve istikrarı güçlendirme amaçlı son ortak çabalara da değindi. Erdoğan Bağdat'a ilk resmi ziyaretini geçen hafta gerçekleştirerek Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni bir stratejik çağ açmıştı.

Hadley, kuzey Irak'taki terörist Kürdistan İşçi Partisi'ni (PKK) ortadan kaldırmada Türkiye'ye destek olmadaki kararlılığını da ifade etti. Yetkili, "ABD, Türkiye ve Irak ortak düşmanımız PKK'ya karşı işbirliğini sürdürecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Genelkurmay 2. Başkanı General Ergün Saygun ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile temaslarında Hadley, İran'ın oluşturduğu nükleer tehdidi gündeme getirdi. Yetkili Washington'un AB-İran nükleer müzakerelerine katılma yönündeki son kararını anlattı ve diplomatik bir çözüm olasılığını değerlendirdi.

Cuma günü Ankara'da İran Dışişleri Bakanı Manuşer Muttaki'yi ağırlayan Babacan, Türkiye'nin İran nükleer krizine barışçı bir çözüm bulmak için her türlü çabayı göstermeye hazır olduğunu söyledi.

Türkiye'nin politikası bölgede nükleer silahlanmaya karşı olmasına rağmen, ülkelerin barışçı amaçlar doğrultusunda nükleer teknoloji geliştirme hakları olduğunu savunuyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Türkiye'de AKP yasaklanırsa milletvekillerini başka bir partiye transfer edecek

>> вторник, 15 юли 2008 г.

14/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Yerel basında 13 Temmuz Pazar günü çıkan haberlere göre, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) laiklik karşıtı faaliyetlerinden ötürü yasaklanması halinde milletvekillerini başka bir partiye aktarmayı planlıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Güçlü Türkiye Partisi (GTP) genel başkanı Tuna Bekleviç ile bu seçenek üzerinde anlaştığı bildiriliyor. Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya Mart ayında AKP aleyhinde dava açarak partinin ve 70 üst düzey yetkilisinin yasaklanmasını talep etmişti.

Diğer yandan İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin Pazartesi günü Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan 85 zanlı için bir iddianame yayınladı. Aşırı milliyetçi laik grubun darbe planladığı iddia ediliyor. İddianamede, grup üyelerinin İslamcı hükümeti devirmek amacıyla istikrarı bozmayı planlayan bir terör hücresi oluşturdukları öne sürülüyor. Mahkeme iddianameyi iki hafta içinde kabul veya reddedecek. (Zaman, Hürriyet, Sabah - 14/07/08, Hürriyet, Kanal D, Zaman, Sabah, Turkish Press - 13/07/08)

Inform

Read more...

Türkiye'den Sarkozy'nin "Club Med" planına destek sözü

14/07/2008

Paris'teki zirveye katılan liderler, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Akdeniz Birliği önerisinin gözden geçirilmiş haline yeşil ışık yaktılar.

Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi -- 14/07/08

photo

Devlet başkanları, Akdeniz Birliği'nin 13 Temmuz Pazar günü Paris'teki Grand Palais'te düzenlenen kuruluş zirvesine katıldılar. [Getty Images]

AB, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'dan liderler 13 Temmuz Pazar günü Paris'te düzenlenen zirvede, Akdeniz çapındaki işbirliğini ilerletme amaçlı yeni birlik kurmaya karar verdiler. AB dönem başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin başlattığı girişim, bloğun Barcelona Süreci olarak bilinen politikasını Akdeniz ülkelerine doğru yaymayı amaçlıyor.

Sarkozy'nin başlangıçtaki planı iddialı siyasi hedeflere sahipti ve Türkiye'ye Fransız liderin karşı çıktığı AB üyeliği yerine alternatif sunmayı amaçlıyordu. Ancak başta Almanya'dan olmak üzere gelen pek çok eleştiri üzerine, tasarının mimarları, resmi olarak Akdeniz Birliği olan birliğin adı da dahil olmak üzere önemli revizyonlar gerçekleştirdiler. Türkiye Pazar günkü zirveye AB aday ülkesi olarak katıldı.

Sarkozy Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan gelen 43 ülkenin liderlerine, "Avrupa ve Akdeniz rüyaları birbirinden ayrılamazlar." diyerek şöyle devam etti: "Birlikte başaracağız, birlikte başarısız olacağız."

Toplamda, yeni bölgesel örgüt 27 AB üye ülkesi ve Balkanlar'dan Arnavutluk, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ ve Türkiye'nin yanı sıra Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Monaco, Fas, Moritanya, Suriye, Tunus ve Filistin topraklarından oluşuyor.

Katılımcılar, yeni birliğin Akdeniz'deki kirliliği temizlemek ve bir güneş enerjisi planı oluşturmak, otoyollar ve deniz hatları inşa etmek, afet tepki önlemleri yaratmak, güneş enerjisini geliştirmek ve eğitim, araştırma ve iş hayatını ilerletmek gibi bir dizi bölgesel proje üzerinde odaklanacaklar.

Örgüt üç ilkeye dayalı olacak: iki yılda bir düzenlenecek devlet ve hükümet başkanları zirveleri yoluyla en üst düzeyde siyasi dayanışma; bir Kuzey-Güney eş başkanlığı ve eşit temsiliyetli bir daimi sekreterya biçiminde eşit haklara dayalı bir yönetim ve bölgesel boyuta sahip somut projelere öncelik verilmesi.

Sarkozy Pazar sabahı zirveden önce Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşerek kendisine Türkiye'nin Akdeniz Birliği'nde "aktif rol" alma sözünden ötürü teşekkür etti. Görüşmede Sarkozy, Türkiye'nin AB ile tam üyelik öngörmeyen fasıllarla ilgili üyelik müzakerelerini engellememe yönündeki tutumunu da yineledi.

Erdoğan görüşmede, müzakerelerin nihai hedefi konusundaki farklılıklara rağmen, siyasi ve ekonomik istikrara önemli bir kaynak teşkil etmesi nedeniyle Türkiye'nin AB sürecinin devamının önemini yineledi. Başbakan, "Bu coğrafyada öğrendiğimiz en önemli şey, kimsenin tek başına refah ve güvenlik içinda yaşamayacağıdır. Tarihi sorumluluğumuz, küresel barış, güvenlik ve refah elde etmek için birlikte çalışmaktır." dedi.

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis ve Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu girişime destek sözü verirken, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Fas Kralı 6. Muhammed temsilci gönderdiler. Libya Kralı Muammer Kaddafi toplantıyı boykot eden tek Arap lideri oldu.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Haberler

>> събота, 12 юли 2008 г.

Erdoğan'ın tarihi Bağdat ziyaretinde Türkiye ve Irak ilişkileri ilerletmeye karar verdiler

11/07/2008

BAĞDAT, Irak -- Başbakan Nuri el Maliki ve Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan'ın 18 yıldır bir Türk başbakanının yaptığı ilk ziyaret olan 10 Temmuz Perşembe günkü bir günlük Bağdat ziyaretinde, ikili siyasi ve ekonomik ilişkileri ilerletme konusunda anlaştılar. Toplantıdan sonra düzenlenen basın toplantısında Erdoğan, bölgeyi savaş yılları sonrasında ülkeyi yeni inşa etmede Irak hükümetine destek olma çabalarını artırmaları yönünde çağrıda bulundu. Türk lider, her iki ülkenin de bölgedeki terör tehdidiyle başa çıkmak için bir "güvenli alan" oluşturmak istediğini belirtti. Irak hükümeti de, kuzey Irak'ı Türkiye'ye yönelik saldırılarında üs olarak kullanan terörist Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile mücadeleye destek sözü verdi. İki başbakan, güvenlik, enerji, ticaret, yatırım ve su kaynaklarından sorumlu bakanları da içine alacak, stratejik işbirliği amaçlı bir Türk-Irak konseyi kurulacağını da duyurdu. (Sabah, Zaman, Turkish Press - 11/07/08, Hürryiet, AP, Reuters - 10/07/08)

Türk polisi ABD konsolosluğuna düzenlenen saldırıda bir şüpheliyi göaltına aldı

11/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Yerel basında çıkan haberlere göre, emniyet güçleri 10 Temmuz Perşembe günü, İstanbul'daki ABD konsolosluğuna düzenlenen ve altı kişinin ölümüne yol açan Çarşamba günkü saldırıda kullanılan aracın sürücü zanlısını tutukladı. Şüphelinin, polisin üç arkadaşını öldürmesi sonrasında kaçmayı başardığı iddia ediliyor.

Diğer yandan CNN Türk'ün bildirdiğine göre, güneydoğudaki Şırnak ilinde Cuma günü meydana gelen çatışmalarda terör örgütü PKK'ya mensup 10 terörist ölü olarak ele geçirilirken, bir köy korucusu şehit oldu. Olayla ilgili başka bilgi henüz verilmiş değil. (Sabah, Turkish Press, Euronews, CNN Türk, Hürriyet - 11/07/08; Reuters - 10/07/08)

Inform

Read more...

İstanbul'da ABD konsolosluğunun önündeki çatışmada el Kaide şüphesi

>> петък, 11 юли 2008 г.

10/07/2008

Bir grup saldırganın İstanbul'daki ABD konsolosluğuna saldırması sonucunda ölümlü bir çatışma meydan geldi. Saldırganlardan üçü ve üç polis memuru hayatını kaybetti.

Southeast European Times için İstanbul'dan Ahmet Görmez'in haberi -- 10/07/08

photo

9 Temmuz Çarşamba günkü saldırı sonrasında İstanbul'daki ABD konsolosluğunun önünde olay yerini inceleyen Türk adli tıp uzmanı görülüyor. [Getty Images]

El Kaide ile ilişkileri olduğundan şüphelenilen silahlı kişiler, 9 Temmuz Çarşamba günü saat sabah 11 sularında İstanbul'daki ABD konsolosluğunun polis noktasına ateş açtılar. Konsolosluğu koruyan polis memurları, iki trafik polisinin de desteğiyle karşı ateş açtılar. Bu iki polis ve kontrol noktasındaki bir polis çatışmada hayatını kaybetti. Buna karşılık, beş veya altı dakika sürdüğü bildirilen çatışmada polis saldırganlardan üçünü öldürmeyi başardı.

İstanbul Valisi Muammer Güler'in açıklamasına göre saldırganlar dört kişiydiler. Polis memurunun açtığı geri ateş sonucu üçü ölmesine karşın, dördüncüsü gri bir arabayla kaçmayı başardı. Güler, öldürülen üç silahlı adamın Türk vatandaşı olduğunu, üçüncüsünün ise henüz kimliğinin belirlenmediğini söyledi.

Güler, hedef alınan girişin vize başvurularında kullanıldığını belirterek, konsolosluk ağır güvenlik altında tutulduğu için teröristlerin içeri giremeyeceklerini bilerek saldırdıklarını belirtti.

Türk basınında çıkan haberlere göre, Türk polisi olayda el Kaide parmağından şüheleniyor. Sabah gazetesine göre, üç saldırganın 2004 yılında Madrid'de meydana gelen bombalı saldırılarda adı duyulan el Kaide'nin Afgan kanadıyla bağlantıları bulunuyor.

Türk Miliyet gazetesinin haberinde, saldırganların büyük olasılıkla bir an önce kaçmayı planladıkları, ancak iki trafik polisinin kaçış yollarını tıkayıp kontrol noktasına destek vermesi sonucunda planın bozulduğu ileri sürüldü.

Güvenlik kamerası görüntülerini izleyen Doğan Haber Ajansı muhabiri Gökhan Danacı'ya göre, teröristler konsolosluğun yanındaki bir otoparktan çıktılar. Arabalarından fırlayan teröristler, trafik polislerine ateş ederek kontrol noktasına yaklaşık 50m koştular.

Enis Yılmaz adındaki bir görgü tanığı, "Bir arabanın gittiğini gördük, ardından da ateş sesleri geldi." dedi. Bir diğer görgü tanığı, Hüseyin Tüzmen ise, "Korkudan buzdolabına girdim." dedi.

Türk dışişleri bakanlığı saldırıyı sert bir dille kınadı. Bildirildiğine göre Ankara, ABD konsolosluğu ve personeli için güvenlik tedbirlerini artırdı.

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, ABD'ye yönelik bu "bariz terör eylemini" kınadı.

Ankara'da basın mensuplarına konuşan Wilson, "Hayatlarını kaybeden insanlar Türk vatandaşları ve bundan büyük üzüntü duyuyoruz." diyerek şöyle devam etti: "Bize veya ABD-Türkiye ilişkilerine saldırmaya çalışan teröristler bizi hiçbir şekilde yıldıramaz."

"Türk polisi hızlı ve etkili bir şekilde tepki vermiştir. Buradaki resmi ABD hükümet binalarımızı korumak için yaptıkları işlerden ötürü derin şekilde müteşekkiriz." diyen Wilson şöyle devam etti: "Bunu kimin veya neden yaptığı konusunda spekülasyon yamak tabii ki uygun değildir ... Ülkelerimiz, geçmişte olduğu gibi birlikte duracak ve bunu göğüsleyeceklerdir."

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Türkiye Başbakanı Ali Babacan ile saldırıyla ilgili bir görüşme yapması bekleniyor.

Çarşamba günü konuşan Rice, "Tabii ki ilk olarak, ABD can kayıplarından büyük üzüntü duymakta ve ölenlerin ailelerine başsağlığı dilemektedir." diyerek şöyle devam etti: "Ölenler arasında bazı polis memurları olduğunu biliyorum ve hükümetin konsolosluğumuz önündeki bir güvenlik sorunuyla başa çıkmak için son derece hızlı ve uygun bir şekilde tepki vermesini son derece takdir ediyoruz."

Karşı yöndeki söylentilere rağmeni Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan resmi bir ziyaret için Çarşamba günü Irak'a gitti. Erdoğan'ın gidip gitmeyeceği son dakikaya kadar belli değildi - Devlet Bakanı Beşir Atalay daha önce saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve polis memurlarının cenazelerine katılmaları gerektiği için kendisi ve Erdoğan'ın Irak'a gitmeyeceğini açıklamıştı.

Bağdat'ta, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Başbakan Nuri el Maliki de dahil olmak üzere üst düzey Iraklı yetkililerle görüşmeleri bekleniyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Istanbul,Turkiye

>> четвъртък, 10 юли 2008 г.

photo

İstanbul'daki ABD konsolosluğuna Çarşamba günü silahlı kişilerce ateş açıldı. [ABD Dışişleri Bakanlığı]

İstanbul'daki ABD konsolosluğuna düzenlenen silahlı saldırıda altı kişi öldü

09/07/2008

ANKARA, Türkiye -- 9 Haziran Çarşamba günü İstanbul'daki ABD konsolosluğu yakınında yerel saate göre sabah 11 sularında meydana gelen çatışmada altı kişi öldü. Görgü tanıklarının ifadesine göre, silahlı saldırganlar konsolosluğun önündeki polis memurlarına araçlarından ateş açtılar. İstanbul Valisi Muammer Güler'e göre, ölenler arasında üç polis memuru ve üç de saldırgan yer alıyor. Çatışmada bir polis memuru yaralandı ve tanıkların ifadesine göre saldırganlardan biri kaçmayı başardı.

ABD Büyükelçisi Ross Wilson Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, saldırıyı "bariz bir terör eylemi" olarak nitelendirdi ve Türkiye'den güvenlik tedbirlerini artırmasını istediğini söyledi. Wilson, "Ülkelerimiz buna karşı birlikte duracaklardır." diye de ekledi. (AP, CNN Türk, Hürryiet, AFP, NTV, BBC, Anadolu haber ajansı, Bloomberg, DPA - 09/07/08)

Inform

Read more...

NATO'dan AB'ye Türkiye ile savunma ortaklığını ilerletme çağrısı

>> сряда, 9 юли 2008 г.

08/07/2008

PARİS, Fransa -- NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer 7 Temmuz Pazartesi günü AB'yi Türkiye ile arasındaki savunma ortaklığını ilerletmeye çağırdı. De Hoop Scheffer, AB'nin ülkeyle arasındaki ilişkilerdeki gerginliği yumuşatmak için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini söyledi. "Askerlerimiz tehlikeli görevlerde omuz omuza görev yaptıkları için bunun devam etmesine izin veremeyiz." diyen de Hoop Scheffer, Türkiye'nin Avrupa Savunma Dairesinden dışlanmasının Türkiye-AB ilişkilerindeki önemli sorunlardan biri olduğunu da ekledi. NATO başkanı AB'yi Kıbrıs Rumlarının Türkiye'nin daireye üyeliğine karşı çıkmalarının üstesinden gelmenin bir yolunu aramaya çağırdı. (Zaman, Hürriyet - 08/07/08, Reuters, Anadolu Ajansı - 07/07/08)

Inform

Read more...

Türkiye'de Dink cinayetinin açık duruşması protestolarla başladı

08/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Türk-Ermeni gazeteci Hrant Dink cinayeti davasının ilk açık duruşması 7 Temmuz Pazartesi günü İstanbul'da başladı. Mahkeme, Dink cinayetini planlamaktan yargılanan 19 şüpheliyi dinleyecek. 19 Ocak 2007 tarihinde silahlı bir kişi Türkçe-Ermenice yayınlanan Agos gazetesinin yazı işleri müdürünü gazetenin ofisi önünde vurmuştu. Önceki beş mahkeme duruşması, sözde tetikçi Yasin Hayal'in 18 yaşından küçük olması nedeniyle basına ve gözlemcilere kapalı yürütülmüştü. Adliyenin önünde bir grup gösterici duruşmanın yavaş ilerleyişini protesto etti ve adaletin yerini bulması gerektiğini vurguladı. Dava Temmuz 2007'de başlamıştı.

Öte yandan Türk basınında çıkan haberlere göre, güneydeki Mersin ilinde 7 Temmuz Pazartesi günü çıkan orman yangınında iki kadın hayatını kaybetti. Yangın ormanda çıkmasına karşın kısa sürede yerleşim bölgelerine de yayılarak Gülnar ilçesinde ikilinin ölümüne, çok sayıda köylünün de yaralanmasına yol açtı. (Hürriyet, Zaman - 08/07/08, Doğan Haber Ajansı, AFP - 07/07/08)

Inform

Read more...

İki emekli generalin tutuklanması Türkiye'de gerginliği tırmandırdı

>> вторник, 8 юли 2008 г.

Ankara'ın Sincan semtindeki cezaevinde nöbet tutan gardiyanlar görülüyor. [AFP]


07/07/2008

Türkiye'nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davasıyla uğraşırken, iki emekli general ve AKP'yi eleştiren diğer seslerin darbe planlama iddiasıyla tutuklanması Türk siyasetindeki sürtüşmeleri derinleştirdi.
Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi-- 07/07/08
Ankara'ın Sincan semtindeki cezaevinde nöbet tutan gardiyanlar görülüyor. [AFP]
Polis, Türkiye'de askeri darbeyi kışkırtmak amacıyla suikastlar ve halk ayaklanması planladığı iddia edilen Ergenekon adlı "terörist grup" hakkında açılan soruşturma kapsamında iki emekli generali tutukladı.
13 aydır devam eden soruşturmanın en son aşamasında polis, geçen hafta başında Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) başkanı Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un yanı sıra tanınmış gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve bir işadamını gözaltına altına alarak hafta sonu da resmen tutukladı. Eruygur ve Tolon, Türkiye tarihinde tutuklanan ilk yüksek rütbeli generaller oldular.
Aylardır gözaltında tutulan kırk sekiz diğer şüpheli de güçten düşmüş bir halde hala iddianameyi bekliyorlar.
Son tutuklamalar ülkedeki zaten belirgin durumdaki siyasi sürtüşmeleri derinleştirirken, laik ve milliyetçi muhalefet iktidardaki İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) "siyasi intikam davası" açmakla eleştiriyor.
Eruygur ve Tolon'un ilk tutuklanışı 1 Temmuz'da, AKP'nin Anayasa Mahkemesi'nde savunmasını sunduğu tarihte gerçekleşti. AKP, laik ülkede İslami yönetim tarzını yerleştirmeye çalıştığı yönündeki iddialarla boğuşuyor. Eruygur ve Tolon 2007 yılındaki hükümet karşıtı mitinglerin önde gelen isimleriydi.
Şüphelilerin hiçbir net kanıt sunulmadan gözaltına alınıp mahkemeden önce uzun süreyle hapis tutulduğu Ergenekon soruşturmasının yürütülüş şekli laik ve milliyetçi medyanın yaygın eleştirilerine hedef oldu. Eleştirenler, tutuklama dalgasını muhalefeti sindirme amaçlı bir çaba olarak nitelendiriyorlar.
Savcılık henüz resmi bir iddianame yayınlamamasına karşın, hükümet yanlısı gazeteler binlerce sayfalık iddianameden alıntıları yayınlamaya devam ediyorlar. Bu haberlere göre, Ergenekon 7 Temmuz'da 40 ilde halk ayaklanması başlatmayı planlıyordu. Planın ikinci aşamasında ise bir dizi suikast yapılacağı iddia ediliyor. Eruygur ve Tolon bu iddiaları avukatları yoluyla yalanladılar.
Türk Genelkurmayı bugüne kadar hukuki sürece müdahale etmekten kaçınmakla birlikte, Ağustos ayında ordunun başına geçecek olan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ sükunet çağrısında bulundu.
Başbuğ, "Hepimiz sağduyulu, daha dikkatli ve daha sorumlu bir şekilde davranmalıyız." dedi.
Emekli Tuğgeneral Nejat Eşlen Radikal gazetesindeki yazısında, Ergenekon soruşturmasını "Türkiye'deki ciddi ve kaçınılmaz iktidar mücadelesinin bir kanıtı" olarak nitelendirerek " Şimdilik mücadele İslamcılar önde gidiyor. Milliyetçiler ise tepkisel ve hazırlıksız davranıyorlar." dedi.
Askeri darbe olasılığını reddeden Eşlen, darbelerin Soğuk Savaş döneminde kaldığını söyledi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Ergenekon soruşturmasında emekli generaller resmen tutuklandı

>> понеделник, 7 юли 2008 г.

06/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Anadolu Ajansı'nın 5 Temmuz Cumartesi günü bildirdiğine göre, aralarında iki de emekli generalin yer aldığı on kişi, hükümete karşı darbe planladığından şüphelenilen aşırı milliyetçi laik Ergenekon grubunda yer aldıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Yetkililer emekli generaller, eski jandarma kuvvetler komutanı Şener Eruygur ve eski Birinci Ordu komutanı Hurşit Tolon'u Salı günü tutukladılar. Hürriyet'in haberine göre, şüpheliler Cumartesi günü resmen tutuklanarak Pazar günü erken saatlerde İstanbul'daki bir cezaevine gönderildiler. Savunma avukatı Filiz Esen, ikilinin Ergenekon'un liderleri arasında yer aldığı yönündeki suçlamaları reddetti. Cuma günü, savcılık yeni tutuklamalar ve açıklamaları kapsaması için Ergenekon hakkındaki iddanameyi erteleyeceklerini söylediler. (Hürriyet, Milliyet, ITAR-TASS - 06/07/08)

Inform

Read more...

Üst düzey ABD'li general terör ve PKK ile mücadele konulu görüşmeler için Türkiye'ye geldi

>> събота, 5 юли 2008 г.

photo

ABD Müşterek Kurmaylar Başkan Yardımcısı General James Cartwright, ABD'nin Kurtuluş Günü münasebetiyle Ankara'da düzenlenen resepsiyonda basın mensuplarına konuştu. [Getty Images]

04/07/2008

ANKARA, Türkiye -- ABD Müşterek Kurmaylar başkan yardımcısı General James Cartwright, yasadışı PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlar da dahil olmak üzere terörle mücadele konusunda görüşmek üzere 3 Temmuz Perşembe günü Ankara'ya geldi. ABD Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamaya göre Cartwright, Türkiye Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve 2. başkan Ergin Saygun ile bir araya geldi. Bu, Cartwright'ın Kasım 2007'den bu yana Türkiye'ye üçüncü ziyareti oldu. Türkiye, Amerikan askeri istihbarat teşkilatının da desteğiyle, aylardır kuzey Irak'taki PKK üslerine askeri operasyonlar düzenliyor.

Öte yandan Türk Ordusu Genelkurmayından yapılan bir açıklamada, kıyı kenti Antalya'nın Pazar gününden itibaren Balkan ülkeleri genelkurmay başkanlarının katılacağı üç günlük bir toplantıya ev sahipliği yapacağı duyuruldu. Toplantıya Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Yunanistan'dan yetkililerin yanı sıra NATO ve AB askeri heyetleri katılacak. (Zaman, Turkish Daily News - 04/07/08; AFP, Hürriyet - 03/07/08)

Inform

Read more...

Türkiye iktidar partisi mahkemede İslamcılık yaptığını inkâr etti

04/07/2008

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi Anayasa Mahkemesi'ne ülkeye İslami yönetim getirme amaçlı gizli bir gündemi olmadığını söyledi. Türkiye'nin en yüksek mahkemesinin zor durumdaki partiyle kararını dört ila beş hafta içinde vermesi bekleniyor.

Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi -- 04/07/08

photo

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek 3 Temmuz Perşembe günü Anayasa Mahkemesi'nde verdiği ifadede, iddianamede yer alan iddiaların çoğunun yanlış bilgiler ve medyada çıkan haberlere dayandığını söyledi. [Getty Images]

Türkiye'nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 3 Temmuz Perşembe günü çıkarıldığı Anayasa Mahkemesi'nde laik ülkeye İslami yönetim getirme amaçlı gizli gündem izlediği yönündeki suçlamalara karşı kendisini savundu.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve üst düzey milletvekili Bekir Bozdağ altı buçuk saat süren duruşmada ülkenin en yüksek mahkemesine, partinin başlıca amacının İslamcılığı dayatmak değil, ülkeyi din ve halkın değerleri açısından daha demokratk hale getirmek olduğunu söyledi.

Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya Salı günü mahkemede yaptığı konuşmada, AKP'nin devletin laik karakterini yok etme amaçlı faaliyetlerin "odak noktası" haline geldiğini söyledi. Yalçınkaya, olası İslami yönetimi Türkiye açısından "net ve mevcut" bir tehlike olarak nitelendirdi.

Yalçınkaya mahkemeden partinin kapatılması ve aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da yer aldığı 71 önde gelen partilinin beş yıl süreyle siyasetten men edilmesini istedi. Başsavcı iddianamesinde, AKP'nin laik sistemi ortadan kaldırma ve İslami yönetimi getirme amaçlı daha geniş bir planın parçası olduklarını savunduğu çeşitli açıklamaları ve politikalarını sıraladı.

Savcının vurguladıkları arasında devlet idaresinde binlerce pozisyona İslamcıların getirilmesi, AKP'li belediyelerin sınırları içinde yer alan restoranlarda alkol satışının yasaklanması, Kuran kurslarını yaygınlaştırma faaliyetleri ve son olarak da genelde ideolojik bir simge olan türbanın üniversitelerde takılmasına ilişkin yasağın tartışmalı bir şekilde kaldırılması yer alıyor.

Duruşmada konuşan Çiçek, iddianamede yer alan iddiaların büyük kısmının yanlış bilgiler ve basında çıkan haberlere dayandığını söyledi. Siyasi, AKP'nin başlattığı reformlara çeşitli örnekler verdi. Başbakan yardımcısı ayrıca, AKP'nin kapatılmasının başta Türkiye'nin de onayladığı Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu olmak üzere önde gelen uluslararası insan hakları anlaşmalarına ters düşeceğini de savundu.

AKP'nin hazırladığı yüzlerce sayfalık savunma ve AB'nin aksi yöndeki çağrılarına rağmen, pek çok analist partinin geçmişte Refah Partisi ve Fazilet Partisi de dahil olmak üzere İslamcı partilerle ortak kaderi paylaşarak yasaklanacağını öngörüyor. Ancak AKP'nin aksine, bu eski İslamcı partiler daha radikal bir yaklaşım benimseyerek son derece tartışmalı politikalar başlatmışlardı. AKP ise kendisini İslamcı değil "muhafazakar demokrat" bir parti olarak tanımlayarak AB yanlısı bir tutum isliyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni eski Türk yargıcı Rıza Tüzmen CNN Türk televizyonuna verdiği demeçte, "Türk halkı demokrasiye yönelik açık bir tehdit görmüyor. Bu yüzden parti kapatılırsa dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gelecektir ve mahkeme de Türkiye'nin partiyi kapatmakta hatalı olduğu sonucuna varabilir." dedi. Tüzmen, mahkemenin partiyi kapatmak yerine devletin demokratik ve laik karakteriyle ilgili sert bir uyarıda bulunabileceğini öne sürdü.

Kararın dört veya beş hafta içinde çıkması bekleniyor. Mahkemenin bir partiyi kapatması için 11 yargıcın en az yedisinin kapatma lehinde oy kullanması gerekiyor. AKP kapatılırsa, milletvekilleri yeni bir parti çatısında tekrar toplanabilirler. Türk basınında çıkan haberlerde AKP'li yetkililerin bu yönde hazırlıklara çoktan başladıklarına işaret ediliyor. Erdoğan'ın siyasetten men edilmesi halindeyse yeni partiyi perde arkasından yönetmesi bekleniyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Turkiye

>> четвъртък, 3 юли 2008 г.

Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk liderleri tek egemenlik konusunda prensipte anlaştılar

02/07/2008

LEFKOŞE, Kıbrıs -- Kıbrıs Rum Kesimi devlet başkanı Dimitris Hristofyas ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat 1 Temmuz Salı günü, adanın uzun zamandır devam eden bölünmüşlüğüne son vermesi öngörülen müstakbel Türk-Rum federasyonu için tek bir egemenlik ve ortak vatandaşlık konusunda prensipte anlaştılar. BM elçisi Taye-Brook Zerihoun, bu önemli konu üzerindeki uzlaşmanın Lefkoşe'deki toplantıda gerçekleştiğini söyledi. Talat ve Hristofiyas, adayı yeniden birleştirme konulu yeni doğrudan müzakerelere hazırlanmak üzere 25 Temmuz'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar. Müzakereler Haziran ayında başlayacak olmasına karşın, önerilen çift bölgeli, çift toplumlu federasyon bünyesindeki mülkiyet, egemenlik ve vatandaşlık gibi önemli konular üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle ertelenmişti. (Philelefteros, Politis, Zaman, Famagusta Gazette, Financial Times - 02/07/08; ANA-MPA, CNA - 01/07/08)

Türkiye, Fransa'nın AB başkanlığından umutlu

02/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin 1 Temmuz Salı günkü kabine toplantısında, Türkiye'nin Fransa'dan Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olmasına karşın üyelik müzakerelerini şeffaf bir şekilde yürütmesini istediğini söyledi. Şahin, Ankara'nın Fransa'nın Salı günü başlayan altı aylık AB dönem başkanlığı sırasında üç yeni fasıl açmayı beklediğini de sözlerine ekledi. Türkiye, üyelik müzakerelerinin başladığı 2005 yılından bu yana sadece sekiz fasıl açmış durumda. AB, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs Rum Kesimi'ne açmayı reddetmesi nedeniyle 35 müzakere faslının 15'iyle ilgili müzakereleri askıya aldı. (Hürriyet, Zaman - 02/07/08; Anadolu Ajansı, AP - 01/07/08)

Read more...

Türkiye'de siyasi gerginlik tırmanıyor

02/07/2008

Türkiye'de, hükümeti devirme planı yaptıklarından şüphelenilen iki emekli general ve diğer tanınmış kişilerin Salı günü polis tarafından tutuklanmasının ardından siyasi gerginlik tırmandı. Tutuklamalar, iktidar partisini kapatma amaçlı bir davayla aynı tarihe denk geldi.

(AP, Zaman - 02/07/08; AP, Reuters, DPA, BBC, CNN, FT, Bloomberg, VOA - 01/07/08)

photo

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan (solda) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay (sağda) 1 Temmuz Salı günü Ankara'da basın mensuplarına konuştular. [Getty Images]

Polis 1 Temmuz Salı günü aralarında iki emekli generalin de yer aldığı yaklaşık iki düzine kişiyi iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ni (AKP) devirme amaçlı bir planda yer aldıkları şüphesiyle tutukladı.

Ankara, İstanbul, Antalya ve Trabzon'da gözaltına alınan 21 kişi arasında emekli generaller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur da yer alıyor. CNN Türk televizyonu ikiliyi, bir yıl önce İstanbul'da gizli bir silah deposu bulunması üzerine başlatılan soruşturmada bugüne kadar tutuklanan en yüksek rütbeli eski subaylar olarak nitelendirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, söz konusu tutuklamaları radikal milliyetçiler ve sadık laiklerden oluşan Ergenekon adlı şaibeli bir ağ hakkında uzun süredir devam eden soruşturmaya bağladı. Erdoğan, müfettişlerin grubun bir askeri darbe başlatma amaçlı terör eylemleri planladığından şüphelendiklerini söyledi.

Temmuz 2007 seçimleri öncesinde düzenlenen hükümet karşıtı mitinglerin önde gelen organizatörlerinden biri olan Eruygur, adını Türkiye cumhuriyetinin kurucusu Kemal Atatürk'ten alan laik Atatürkçü Düşünce Derneği'ne (ADD) başkanlık ediyor. Salı günü gözaltına alınan kişilerin en az on tanesi de bu güçlü derneğin üyesi. Zaman gazetesinin haberine göre Tolon, aşırı milliyetçilerin düzenlediği forumlarda da sık sık boy göstermiş bir isim.

Yargı kaynakları iddianamenin bu hafta sonuna hazırlanmasını beklediklerini söylediler. Baskın, Türkiye Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın ülke Anayasa Mahkemesi'nde savını sunmasına sadece saatler kala gerçekleşti.

Erdoğan, polisin söz konusu operasyonu kamuoyunun dikkatini kapatma davasından uzaklaştırmak için düzenlediği ve tutuklamayı yapan memurların siyasi nedenlerle hareket ettiği veya hükümet karşıtı sesleri sindirmeyi amaçladığı yönündeki iddiaları reddetti.

Yalçınkaya iddianamesini Mart ayında sunarak, Anayasa Mahkemesi'nden laiklik karşıtı faaliyetleri ve şeriat kanunlarını dayatma girişimleri yüzünden AKP'yi kapatmasını talep etti.

BBC'nin aktardığına göre, savcının 162 sayfalık dilekçesi "Risk her geçen gün büyüyor." diyerek şöyle devam ediyor: "Toplumu korumanın, partiyi kapatmaktan başka yolu yok." Yalçınkaya üniversitelerde kadın öğrencilerin türban takmalarına izin verilmesi ve restoranlarda alkol satışının yasaklanmasını AKP'nin gerici niyetlerinin kanıtı olarak gösterdi.

Başsavcı ayrıca Türkiye'nin en yüksek mahkemesinden aralarında Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de yer aldığı 71 siyasiyi beş yıl süreyle siyasetten men etmesini de istedi.

Kökleri siyasi İslam'a dayanan Erdoğan'ın partisi 2007 seçimlerinde %47 oy aldı ve parlamentoda rahat bir çoğunluğu elinde tutuyor.

AKP 400 sayfadan fazla tutan savunmasında, davanın "özgür konuşma hakkı" ve "özgür seçim hakkının" ihlali olduğunda ısrar etti. Parti, partinin kapatılmasını destekleyen her türlü kararın demokratik bir seçimle kazanılmış zaferin iptali anlamına geleceği konusunda da uyardı.

Brükselli üst düzey yetkililer, davanın Türkiye'nin AB üyelik hedefine zarar verebileceği konusunda da uyardılar. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn'e göre, bu tip anlaşmazlıkların çözüm yeri mahkeme değil sandık.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

Türk halkının çoğunluğu iktidardaki AKP'nin yasaklanmasına karşı

>> сряда, 2 юли 2008 г.

01/07/2008

ANKARA, Türkiye -- Yapılan yeni bir anket, halkın iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kapatılma önerisi konusunda ikiye ayrılmış olduğunu gösterdi. A&G Research kuruluşunun 30 Haziran Pazartesi günü açıkladığı ankete göre, az farklı bir çoğunluk -%53,3- söz konusu tedbire karşı çıkıyor. Toplamda %34'lük bir kesim yasağı desteklerken, katılanların %38'i AKP'nin devletin laik karakterini baltalamaktan kapatılması halinde ortaya çıkabilecek ekonomik ve siyasi kaostan korktuğunu belirtti. Davanın savcısı, Abdurrahman Yalçınkaya Anayasa Mahkemesi'nde Salı günü konuşacak. (Hürryet, Zaman - 30/06/08)

Inform

Read more...

Türkiye Milli Güvenlik Kurulu terörle mücadeleye devam sözü verdi

>> събота, 28 юни 2008 г.

27/06/2008

ANKARA, Türkiye -- Ülkenin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 26 Haziran Perşembe günü terörle ve terörist Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile kararlı bir şekilde mücadeleyi sürdürme kararı aldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında düzenlenen olağan toplantıda MGK, ülkenin terörle mücadele çabalarında karşılaştığı sorunların yanı sıra enerji meseleleri ve Irak'taki durumu el aldı. Toplantı sonrasında yayınlanan bildiride, kurul üyeleri Türkiye'nin yüksek enerji talebi ışığında yenilenebilir enerji kaynaklarından azami seviyede yararlanması gerektiğine karar verdiler. Kurul üyeleri komşu ülkelerle işbirliği ve Türkiye'nin bir enerji geçiş ülkesi olarak rolünü artırma sözü de verdiler. (Hürriyet - 27/06/08; Anadolu haber ajansı - 26/06/08)

Inform

Read more...

AB'den, Kıbrıs Türklerinin ekonomik entegrasyonunu iyileştirme hamlesi

>> понеделник, 23 юни 2008 г.

20/06/2008

Kıbrıs'ı yeniden birleştirme amaçlı çabalara verdiği desteği dile getiren AB, bölünmüş adadaki ticareti kolaylaştırma ve böylelikle de Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik izolasyonunu haifletme amaçlı bir dizi tedbiri bu hafta onayladı.

(AP, Reuters, Cyprus Mail - 19/06/08; AFP, AP, DPA, CNA, BM Haber Merkezi - 18/06/08; Cyprus Mail, Zaman, Anadolu Ajansı – 19/06/08; Hürriyet - 17/06/08, 20/06/08; AP, AFP, EU - 16/06/08; Avrupa Komisyonu - 10/04/08)

photo

Kıbrıs Rum Kesimi Devlet Başkanı Demetris Hristofiyas ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat geçen ay bir araya geldiler. [Getty Images]

AB dışişleri bakanları, Kıbrıs'ın 34 yıldır devam eden bölünmüşlüğüne son vermek amacıyla, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumları arasındaki ticareti kolaylaştıran tedbirleri bu hafta onayladılar.

Bakanların Lüksemburg'daki toplantısından sonra yayınlanan bildiride, bakanların adanın "yeşil hattı" üzerinden yapılan ticaret ve seyahatle lgili kuralları değiştirerek adanın "ticari ve ekonomik bütünleşmesini" artırmayı hedefledikleri belirtildi.

Avrupa Komisyonu (AK) Yeşil Hat Yönetmeliğinde Nisan 2004 tarihinde yapılan değişiklikleri iki ay önce onayladı. Üç önemli tedbir arasında, Rum kontrolündeki güney kesimde satılmaları halinde Kıbrıs Türk yönetimindeki kuzey kesimden gelen tarım ürünlerine uygulanan vergilerin genel olarak kaldırılması da yer alıyor.

Bir diğer tedbirde, Kıbrıs Türk kuzey kesiminden Kıbrıs Rum güney kesimine altı aya kadar süreyle mal girişine izin veriliyor.

Dahası, Kıbrıs Türk mağaza sahiplerine yardım etme amaçlı bir hareketle, insanlara hattı geçerken bavullarında 135 avro değerinde mal yerine 260 avro değerinde mal taşıma izni veriliyor.

AB dışişleri bakanları yeni tedbirlerin "adada elverişli bir ortam oluşması, insanların hattı geçişlerini kolaylaştırması ve devam eden barış sürecini desteklemesini" umduklarını belirttiler.

Türk askerinin, adayı Yunanistan ile birleştirmeyi amaçlayan Atina destekli kısa bir darbeyi bastırmak amacıyla adaya çıktığı 1974 yılından bu yana Kıbrıs etnik toplumlar arasında bölünmüş durumda bulunuyor.

BM sponsorluğundaki bir yeniden birleşme girişimi, Nisan 2004'te Kıbrıs Rum seçmenlerinin yoğun itirazı sonucunda başarısızlığa uğradı. Kıbrıs Türk toplumunun büyük kısmı plana destek vermesine karşın, sonunda Mayıs 2004'te AB'ye yalnızca adanın uluslararası alanda tanınan Rum tarafı katıldı. Ekonomik izolasyon altındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yalnızca Ankara tanıyor.

Adayı yeniden birleştirme umutları, Kıbrıs Rum Kesimi'nin yeni seçilen devlet başkanı Demetris Hristofiyas ve KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın BM sponsorluğunda yeni barış müzakereleri başlatılması için hazırlıklara başlanmasına karar verdikleri Mart ayında tekrar yeşerdi.

Müzakerelerin temelini atmaları için toplam 13 adet çalışma grubu ve teknik komite Nisan ayında çalışmalara başladı.

Hristofiyas ve Talat ilerlemeleri gözden geçirmek üzere 23 Mayıs'ta bir araya geldiler. O zaman, mülkiyet hakları, güvenlik ve yetki paylaşımı düzenlemeleri gibi çetin konularla uğraşan gruplara daha fazla zaman gerekeceği ortaya çıktı. Toplum liderleri, müzakere sürecinin yakında başlayıp başlamayacağını değerlendirmek üzere Haziran ve Temmuz aylarında tekrar buluşacaklar.

Ancak Hristofiyas 19 Haziran'da Brüksel'de yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk müzakerecilerin her kararda Ankara'nın onayını istediklerini söyleyerek Türkiye'nin rolünden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Kıbrıs Rum lideri, Türkiye'nin askerlerinin kuzey Kıbrıs'tan çekilmesi yönünde çağrıda da bulundu.

İki günlük ziyaretini Çarşamba günü tamamlayan BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe, sonunda bir barış anlaşmasına varılacağından emin olduğunu belitti. Lefkoşe'de konuşan Lascoe, "Çok uzak olmayan bir gelecekte gerçek müzakerelere başlayacaklarını düşünüyorum." dedi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

ABD, Türkiye'de AKP'nin demokratikleşme çabalarına övgüde bulundu

22/06/2008

WASHINGTON, ABD -- Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 21 Haziran Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin laik karakteri önemli olmakla birlikte dinin de bir unsur olduğunu söyledi.Washington'da düzenlenen bir dışişleri seminerinde konuşan Rice, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) diğer partilerin aksine Türk Kürtlere yardım eli uzattığı için partinin çabalarına övgüde bulundu. Anayasa Mahkemesi, Türkiye'deki laikliği tehdit ettiği iddia edilen partiyi kapatıp kapatmama konusunda karar verecek. Binlerce AKP destekçisi Cumartesi günü İstanbul'da bir gösteri düzenledi. Göstericiler, rakiplerin "yargı yoluyla darbe yapmaya" çalıştıklarını ileri sürdüler.

Diğer yandan bir Türk askeri mahkemesi, Cuma günü medyanın terörist Kürdistan İşçi Partisi'nin yanı sıra kuzey Irak'taki sınır ötesi operasyonlarla ilgili gizli bilgilere ilişkin belge ve dijital kayıtların yayınlamasını yasakladı. Savcılar, gizli istihbarat materyallerinin yerel bir televizyon kanalı tarafından naklen yayınlanması üzerine soruşturma başlattılar. (Hürriyet, Milliyet, Vatan - 22/06/08; Sabah, AFP - 21/06/08; Hürriyet, Zaman, Anadolu haber ajansı - 20/06/08)

Inform

Read more...

Türkiye,türban krizinden çıkış stratejisi arıyor

>> сряда, 18 юни 2008 г.

16/06/2008

Geçtiğimiz yılki seçim galibiyetinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “tüm Türkiye’nin başbakanı” olma sözü vermişti, fakat muhalifler Erdoğan’ı, geniş çapta desteklenen liberal reformları sürdürmek yerine İslami bir gündeme öncülük etmekle suçluyor. Söz konusu anlaşmazlık Türk siyasetine büyük zarar verebileceğinden, kimileri yeni bir uzlaşma sağlamaya çalışıyor.

Ayhan Şimşek, Southeast European Times için yazdı -- 13/06/08

photo

Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, siyaset yasağı alabilir. [Getty Images]

Bu ayın başında Anayasa Mahkemesinin, iktidardaki İslamcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından yapılan, üniversitelerde türban yasağını kaldırmaya yönelik yasa değişikliklerini iptal etmesi, Türkiye’yi derin bir siyasi krizin içine soktu.

Karar, bir taraftan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan açısından ciddi bir darbe olurken, diğer taraftan da Mahkemenin Erdoğan’ın partisi AKP’yi devletin laik karakterini yıkmaya çalıştığı iddiasıyla kapatması ihtimalini yükseltti.

Türkiye’nin cumhuriyet baş savcısı, Anayasa Mahkemesinin AKP’yi kapatmasını ve 71 AKP'li lidere de beş yıl siyaset yasağı verilmesini istemişti. İddianame, türban ile ilgili değişikliklerin, partinin “gizli bir İslamcı gündeme” sahip olduğunu gösteren temel unsurlardan biri olduğu belirtildi. Mahkemenin konuyu Temmuz ayında karara bağlaması bekleniyor.

Üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına yönelik talep, Türkiye’de çok uzun yıllardır tartışmalara neden olan bir mesele. Bazı Müslüman kadınlar, Kuran’da saçların örtülmesinin şart koşulmadığını söylerken, bazıları da çeşitli şekillerde başlarını örtüyor. Bu örtünme şekillerinin en katı olanı, yani saçın tamamıyla örtülmesi, Türkiye’de siyasi İslamın bir sembolü olarak görülüyor.

Türk kadınları genel olarak başörtüsü takıp takmamakta serbestler. Fakat memurların ve öğrencilerin başörtüsü takması yasak. Yasağın kaldırılmasından yana olanlar ifade özgürlüğünün tehlike altında olduğunu iddia ederken, muhalifler bu meselenin altında yatan itici gücün siyasi İslam olduğunu düşünüyor.

Söz konusu tartışma geçtiğimiz hafta yaşanan bir olayla oldukça hassas bir noktaya geldi. Televizyonda yayınlanan bir haber programında türbanlı genç bir kadın, kendisinin ve arkadaşlarının İran İslam devriminin lideri “Humeyni’ye hayranlık duyduklarını” ve – laik Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu – Mustafa Kemal Atatürk’ün “İslam ulusuna ihanet ettiğine” inandıklarını söyledi.

photo

Bir kadın, İstanbul’da Türkiye’nin en üst mahkemesinin, kadınların üniversitelerde türban takmasına izin veren yasayı iptal etmesini protesto etmeye yönelik bir gösteri sırasında Türk bayraklarının altında duruyor. 5 Haziran tarihli karar, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisine karşı açılan kapatma davasının beklenen kararının habercisi olarak görülüyor. [Getty Images]

Daha önce yeni bir sivil anayasa hazırlanmasına ilişkin çalışmalara başkanlık eden, ülkenin önemli liberal profesörlerinden Ergun Özbudun, Anayasa Mahkemesinin türban aleyhindeki kararını eleştirerek, hakimlerin yetkilerini aştıklarını söyledi. Özbudun, Kanal D televizyonuna yaptığı açıklamada, “Ayrıca Mahkeme, bugün hiçbir Batılı demokraside – hatta laiklik konusunda oldukça katı olan Fransa’da bile – görmediğimiz kadar sert ve dar bir laiklik çerçevesi çiziyor”, dedi.

Özbudun’a Türkiye’de gerçekten İslami bir devlet düzeni isteyenlerin nüfus içindeki payı yüzde 10’un altında, ki bu da oldukça önemsiz bir tehdit. Kısa bir süre önce yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Türklerin çoğunluğu din ve devlet işlerinin ayrılmasına saygılıyken, yüzde 76’sı türbanın üniversitelerde serbest olmasını istiyor.

Fakat bütün Türk aydınlar Özbudun ile aynı fikirde değil. Cumhuriyet Halk Partili (CHP) bir siyasetçi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin saygın bir eski üyesi olan Gülsüm Bilgehan, AKP iktidarında Türk kadınlarının haklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya oldukları konusunda uyarıda bulunuyor.

Bilgehan, “Siyasi İslamcı gruplar ülkeyi İslamlaştırmak için sistematik çalışmalar yürütüyor ve bugün ülkenin bazı bölgelerinde ilkokul çağındaki küçük kız çocuklarının bile türban takmaya zorlandıklarını görüyoruz”, dedi.

AKP’nin “özgürlük retoriği” olarak tanımladığı söylemini eleştiren Bilgehan, gittikçe daha fazla kadının kamusal alanın dışında bırakıldığını ve geleneksel ev hanımı rolünü üstlendiğini söyledi. İstatistiklere göre kadınların iş gücüne katılımı, 1990 yılında yüzde 34 iken, 2007 yılı sonuna gelindiğinde bu oran yüzde 22'nin biraz üzerinde bir noktaya kadar gerilemişti.

AKP’nin 340 milletvekilinden yalnızca 25’i kadın ve Erdoğan'ın kabinesindeki kadın bakan sayısı da sadece bir.

Ünlü Türk yazar Soner Yalçın, kısa bir süre önce yayınladığı “Siz kimi kandırıyorsunuz?” isimli popüler kitabında AKP liderlerinin ailelerini araştırdı. Kitapta, bu ailelerde kadınların çoğunun evlendikten sonra türban takmaya karar verdikleri ve çoğunluğunun üniversite eğitimi almış olmalarına rağmen evlendikten sonra çalışmayıp evde oturdukları anlatılıyor.

Yalçın’a göre siyasi İslamcılar arasında görülen geleneksel muhafazakarlık, bu kadınları kamusal hayattan uzak tutuyor.

Türkiye’de aydınlar ve siyasetçiler, türban meselesi hakkında farklı görüşlere sahip olsa da, neredeyse herkes, Erdoğan'ın geçtiğimiz Temmuz ayındaki seçim galibiyetinin ardından bu meseleyi iyi yönetemediğini düşünüyor.

photo

Ankara’da Şubat ayında binlerce kişi, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasını protesto etmek amacıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün mezarı Anıtkabir'i ziyaret ediyor. [Getty Images]

Seçimlerde AKP, istikrarın ve AB üyeliği çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen siyasi ve ekonomik reformların devamlılığının sağlanmasını isteyen iş çevreleri ve liberallerin de desteğini kazanarak yüzde 46.6 oranında oy aldı.

Temmuz 2007’de seçimlerde kazandığı galibiyetin ardından yaptığı konuşmada Erdoğan, partisinin Türkiye'nin demokratik, laik ve sosyal sistemine ve hukuk devleti ilkesine bağlı olduğunu söyledi. Laik muhalefete oy verenlere seslenerek, “Endişelerinizi anlıyorum; oylarınız bizim için değerlidir. Sizler demokratik hayatımızın zenginliğisiniz", dedi.

Bir dönem AKP’nin Türkiye’yi liberal bir demokrasiye dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu düşünen, ülkenin önde gelen köşe yazarlarından Cüneyt Ülsever’e göre başbakan verdiği sözü yerine getirmedi.

Ülsever, Erdoğan’ın “tüm Türkiye’nin başbakanı” olmak ve liberal demokratik reformları ilerletmek yerine, daha çok kendi tabanının çekirdeğini oluşturan İslamcı kesimin menfaatine uygun değişikliklere öncülük ettiğini söylüyor.

Şimdi Türkiye'nin siyasetçileri ve aydınları, ülkenin ekonomi alanında başarı şansını ve bir AB aday ülkesi olarak güvenilirliğini şimdiden olumsuz yönde etkilemeye başlayan krizden çıkış için bir strateji arıyorlar.

Türkiye’nin en popüler köşe yazarı olan Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni, her iki kesime de ülkenin menfaatleri için çalışmaları çağrısında bulundu.

Perşembe günkü köşe yazısında Ertuğrul Özkök, "Şimdi herşeyi unutup, yeni bir toplumsal uzlaşma için yeni bir sayfa açmalıyız. Anlaşmazlıklara son verip, AB üyeliği başta olmak üzere ortak amaçlarımız etrafında birleşmeliyiz," dedi.

Türban meselesi ile ilgili yeni ve kapsamlı bir tartışma konusu ortaya atan Özkök, laik kesime, bu tip İslami sembollerin ilk ve orta öğretim kurumları ile kamu kuruluşlarında yasaklanması gibi yeni garantiler verildiği takdirde türban yasağının kaldırılabileceğini dile getirdi.

Özkök, “Demokratik ve laik bir Türkiye için yeni bir toplum sözleşmesi mümkün. Fakat önce birbirimize güvenmeye başlamalıyız”, dedi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.

Read more...

  © Blogger template Webnolia by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP